Veganlıkla ilgili uzun uzun yazmayacağım ama bundan sonra bu blogda neler bulacaksınız aslında ondan bahsedeceğim.
Yaklaşık olarak 2 senedir veganım yani herhangi bir hayvansal gıda tüketmiyorum ya da giymiyorum ki zaten vegan olmadan önce de deri, yün, kürk vs. gibi şeyler kullanmazdım. Bu hayatımda verdiğim en doğru karardı ve ben de bundan sonra yaşadığım her tecrübeyi burada paylaşmak istedim.
Peki bundan sonra neler bulacaksınız? Aldığım vegan bir ürünün tanıtımını, yaptığım alışverişleri, yaptığım yemeklerin tariflerini, veganlıkla ilgili okuduğum kitapları, veganlıkla ilgili bilgileri ve aslında vegan olmaya karar verdiğim süreci de paylaşacağım.
Uzun bir hikaye bu ama çok keyifli ve bu konulara geçmeden önce hızlıca zamanında kullandığım kozmetik ürünlerin tanıtımını yapacağım. Ayrıca kozmetik olarak şimdi neler kullanıyorum günlük ve haftalık cilt bakım rutinim nedir gibi şeyleri de paylaşacağım.
Umarım herkes için faydalı olur, herkese iyi günler.
13 Mayıs 2017 Cumartesi
27 Haziran 2015 Cumartesi
Hanımlar Yeni Evlerini Arıyorlar
Evet Betty'nin 13 mart tarihinde dünyaya getirdiği 5 yavrudan 3'ü yeni evlerine kavuştular şimdi sıra anneyle birlikte diğer 2 yavruda. Annemiz kısırlaştırıldı ve iç dış parazit aşısıyla birlikte kuduz aşısını da oldu. Çok sevecen ve kucakta olmayı çok seven bir kedi. Yavruları ise bebekliğin verdiği duurmdan ötürü çok oyuncular, aynı zamanda da çok hanımlar. Kuru mama ve yaş mama yiyebiliyorlar, kumu nasıl kullanacaklarını da anneleri öğretti. Ayrıca tırmalama tahtasını da kullanıyorlar şu an için etrafa zarar vermişlikleri yok. Kedi konusunda tecrübeli olan ve bunların henüz yavru olduğunu o nedenle de çok hareketli olduklarını bilecek ve ona göre uğraşıp eğitecek ayrıca kedilerin ortalama 20 yıl yaşayacağını ve onun da bir canlı olduğunu, o nedenle iyi bakılması gerektiğini asla unutmayacak ve hiçbir koşulda (türlü bahanelerle) terketmeyecek kişilerin ulaşması tercihim. duyguozgurkaya@gmail.com adresine kendinizi tanıtan bir mail atarsanız size geri dönmem daha kolay olacaktır.
İstanbul
İstanbul
30 Mayıs 2015 Cumartesi
Kielh's Calendula Herbal Extract Tonik
Kiehl's markası hem çalışanlarının ilgisi hem de verdiği tersterlar sayesinde birçok kişinin kısa sürede gözdesi oldu. Ben de bu yazıda hassas ciltler için olan calendula özlü toniğini anlayacağım.
Toniğin tam içeriğini anlatmadan önce çok bereketli olduğunu söylemek istiyorum. Düzenli olarak kullandım ve 250ml 6 ayda bitti yani bir damlası bile yüzünüzü temizleyeme ve yatıştırmaya yetiyor. Ama...
Evet ürün belki iyi gibi görünebilir ama bir sürü iyi olmayan özelliği var. Bir kere içeriği çok iyi değil ki normalde içeriğe çok önem veren ben herhalde çok vaktim olmadığı için ve ürün çok iyi anlatıldığı için aldım ama eve gelip baktığımda keşke almasaydım dedim. İçeriğini aşşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz.
Bunun yanı sıra normalden yağlı ciltlere yönelik bir ürün, oysa ki benim cildim kuru ve yapılan analizde de kuru çıktı ve bunu kullanmam iyi olur mu diye sorduğumda herhangi bir sorun olmayacağını söylediler ama sanki kullandıkça kurutuyormuş gibi hissettim. O nedenle kuru bir cildiniz varsa ben çok tavsiye etmiyorum ama hassas ve yağlı bir cilt yapınız varsa o zaman size iyi gelebilir.
Bir de bir daha almam dediğim başka bir konu ise markanın Çin pazarında yer alıyor oluşu. Bilenler bilir Çin kozmetik markalarına hayvan testi yapma zorunluluğu kılıyor ki bu durum benim için çok çok önemli ve markanın Çin pazarında yer aldığını öğrendikten sonra elimde olan ürünleri bitirip bir daha kesinlikle Kiehls ürünü almamaya karar verdim.
Son olarak fiyatı da 109 tl ve bu fiyata hatta daha uyguna içeriği çok daha temiz olan bir sürü marka var. Ben alırken açıkçası ilk defa çok irlemedim ve almış oldum ama bir daha daha önce yaptığım gibi herşeyini yine irdeleyeceğim. Yanibenim için pişmanlık oldu umuyorum sizin için olmaz.
14 Ekim 2014 Salı
Seygiyle çok yakışıklı olacak oğlumuza ev arıyoruz!
Cuma günü Üsküdar'dan sokaktan bir yavru kedi kurtardım. Annesi yokmuş ve bir okulun bahçesine sığınmış, okulda yaşayan bir anne ve 4 yavrusu var. Anne bu kediye hiç ses etmemiş, birlikte yaşamaya başlamışlar ama kurtardığım kedinin gözleri kötü bir haldeydi, her annesiz kedinin başına gelen onun da başına gelmişti. Ayrıca 3 aylık falan olmasına rağmen çok zayıftı. Yakalamak çok zor oldu ama sonunda yakalayarak hemen yakındaki kendi veterinerime götürdüm. İç dış parazitlerini oldu. Gözü ve kulakları temizlendi. Antibiyotik ve enfeksiyon için iğne de oldu. Şimdi 1 hafta gözü için pomat kullanmaya devam edecek. Eve getirdim, evimizde başka bir odaya koydum kendi kedimdem ayırdım. 1 hafta falan geçsin karşılaştıracağım ama şimdilik hem yavru kendini toplasın hem de bizim ki huysuzlanmasın diye ayrılar. Daha 3 gün geçmesine rağmen kendisini toparladı bile. Bütün parazitlerini döktü. Gözünün şişliği gitti sadece akmaya devam ediyor bir de kızarıklığı var biraz. Yavru olduğu için aşırı hareketli ve çok oyuncu. Bu arada kum eğitimi de tamam. Odaya girdiğim an mırıldamaya başlıyor, yavrum sevgiye o kadar aç kalmış ki. Şimdi tek eksiği ona iyi bakacak ve hayatının sonuna kadar her zaman sahip çıkacak bir ev bulmak. İnşallah o da kendine iyi bir ev bulur. Ev bulana kadar ben de kalmaya devam edecek tabii ki. Kedimiz sarman ve erkek. Ayrıca ona evini açan kişite taşıma çantasını ve tuvaletini de vereceğim. Kuru mama ve ıslak mama yiyebiliyor. İrtibat: 538 276 06 61.
8 Haziran 2014 Pazar
Yeni bloğuma beklerim
Merhabalar, artık başka bir blogta yazacağım aslında o blogtan çok, işlerimi yaptığım bir yer olacak. Bilenler bilir, gazetecilik mezunuyum ve bu işi yapmayı seviyorum. Yeni bloğumda da doğal olarak haberler paylaşacağım, spor haberleri ve sonuçları hakkında yorumlar yapacağım, yaptığım röportajları sizle paylaşacağım. Sadece spor haberleri de olmayacak genel olarak yaptığım sayfaları ve programları bulabilirsiniz.
Bloğun adresi ise şu şekilde; http://duyguozgurkaya.blogspot.com.tr/.
Bu blogta ise çekiliş haberlerini, kozmetik ve moda ile ilgili yazılarımı bulabilirsiniz.
Herkese güzel günler diliyorum.
6 Mayıs 2014 Salı
Bir ayda ne okudum
Pinuccia'nın düzenlediği bahar okuma şenliğine katılmıştım ve listemi yapmıştım. Listemi buradan görebilirsiniz buyrun.
Bu listeden şu an için altı kategoride kitabı okudum ve onları size tanıtmak istiyorum.
İlk olarak 4. kategoride bir hikaye kitabı okumak gerekiyordu ve ben Emrah Serbes'in Hikayem Paramparça adlı kitabını seçmiştim. Emrah Serbes sevdiğim bir yazar ve bu kitapla birlikte çıkardığı bütün kitapları okumuş oldum. Kitap 175 sayfa ve Everest Yayınlarından çıkmış. İçerisinde bir sürü farklı hikaye var, aslında hikayelerin neredeyse hepsini daha önce Afilli Filintalarda paylaşmıştı. Oradan farklı olarak son öykü olan Galip İşhanı var ki yine bizi farklı bir öyküyle baş başa bırakıyor Emrah Serbes. Kitapta altı çizilecek çok fazla cümle var ki şu paragraf Behzat Ç.'de Behzat'ın kızına yazdığı mektupta da vardı;
"Kar taneleri birbirine benzemez. sözcükler de benzemez ama bir cümle başka bir cümleyi hatırlatır her zaman. Koşan atlar, düşen atları hatırlatır. Yağmur yağar, durur, tekrar başlar. Yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir. Karanlıkta herkesle çarpışabilir insan.
yalan mı söylüyorum yine, olsun. sen biliyorsun nasılsa. Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı."
11. kategoride de Rus Edebiyatı'ndan bir kitap okumak gerekiyordu ben de yıllar önce bir sahaftan aldığım Nikolay Çernişevski'nin romanı Nasıl Yapmalı'yı seçtim. Bendeki kitap Kuzey Yayınlarından çıkmış ve 304sayfa. Bu 1.cildi şimdi 2. cildini de alıp okumak istiyorum. Cesur Yeni Dünya ile arka arkaya okudum ve ikisinde de ütopik bir hayat olduğu için aslında fazlasıyla etkilendim. Kitapta sosyalist kruluş sürecini de görebilirsiniz. Kitapta Çernişevki komün hayatı ve soyalizmi kitabın kahramanı olan Vera Pavlovna üzerinden okuyucuya anlatmaktadır. Rus edebiyatını sevelerdenseniz bu romanı da okumanızı öneririm.
Bu listeden şu an için altı kategoride kitabı okudum ve onları size tanıtmak istiyorum.İlk olarak 4. kategoride bir hikaye kitabı okumak gerekiyordu ve ben Emrah Serbes'in Hikayem Paramparça adlı kitabını seçmiştim. Emrah Serbes sevdiğim bir yazar ve bu kitapla birlikte çıkardığı bütün kitapları okumuş oldum. Kitap 175 sayfa ve Everest Yayınlarından çıkmış. İçerisinde bir sürü farklı hikaye var, aslında hikayelerin neredeyse hepsini daha önce Afilli Filintalarda paylaşmıştı. Oradan farklı olarak son öykü olan Galip İşhanı var ki yine bizi farklı bir öyküyle baş başa bırakıyor Emrah Serbes. Kitapta altı çizilecek çok fazla cümle var ki şu paragraf Behzat Ç.'de Behzat'ın kızına yazdığı mektupta da vardı;
"Kar taneleri birbirine benzemez. sözcükler de benzemez ama bir cümle başka bir cümleyi hatırlatır her zaman. Koşan atlar, düşen atları hatırlatır. Yağmur yağar, durur, tekrar başlar. Yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir. Karanlıkta herkesle çarpışabilir insan.
yalan mı söylüyorum yine, olsun. sen biliyorsun nasılsa. Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı."
İkinci olarak da 2. kategori için Küçük İskender'in Sarı Şey adlı şiir kitabını okudum. Kitap 111 sayfa ve Sel Yayınlarından çıkmış. Küçük İskender'le üniversitedeyken aldığım bir ders sayesinde tanışma fırsatı bulmuştum ve iyi ki şiir yazıyor dediğim kişilerden biri. Sarı Şey'de şiirlerin içerisinde geçen tek cümleye takılıp bütün şiiri sevebiliyorsunuz. Favorim olan çok dörtlük var ama özellikle şunu paylaşmak istiyorum;
"Ey Devlet, beni de Ötekileştir!
Çünkü ötelenen, merkeze göre menzile daha yakındır.
Ey Devlet, beni de Başkalaştır!
Çünkü başkalaşan, sana benzemeyi bırakmıştır.
Ey Devlet, beni de Yabancılaştır!
Çünkü yabancılaşan, neden sevilmediğini anlayacak kadar
düşünmeye başlamıştır.
3. kategoride de herhangibir edebiyat ödülü kazanan bir kitabı okumak gerekiyordu. Ben Latife Tekin'in Unutma Bahçesi adlı kitabını seçtim. Everest Yayınlarından çıkan kitap 347 sayfa. Kitap Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin 2006 yılında Sedat Simavi Edebiyat ödülünü almış. Daha önce Latife Tekin okumamıştım ve ebnce farklı bir dili var. Unutma Bahçesi'nde unutmak isteyen insanlar biraraya gelir ve geçmişte unutmak istedikleri ne kadar şey varsa onları unutmaya çalışırlar. Sizin de unutmak istediğiniz bir şey varsa kitap iyi gelebilir.
8. kategori için sinemaya uyarlanmış bir kitabı okumak ve filmi izlemek gerekiyordu. Ben de Patrick Süskind'in Koku adlı romanını seçtim. Kitap 292 sayfa ve Can Yayınları'ndan çıkmış. Koku filmini daha önce izlemiştim ve hikayeyi biliyordum ki aslında filmden önce de kitabı bir arkadaşım anlatmıştı. Kitap uzun zamandır kütüphanede duruyordu okumayı istiyordum ama erteliyordum ve bu sayede okumuş oldum. Filmden daha da etkiliyor aslında çünkü betimelemeleri çok başarılı. Kitabı okuyup ardından tekrar filmi izledim ve bu sefer daha da etkiledi. Eğer siz de filmi izleyip kitabı okumadıysanız tavsiye derim. Konusunu bilmeyene varsa kısaca şöyle yazabilirim; Kitabın kahramanı Jean-Baptiste Grenouille'dir ve Grenouille herkesin, her şeyin kokusunu almakta, tüm kokuları üretmekte gerçek bir dahidir. Birgün kendi kokusunun olmadığını, bulunduğu yerlerde insanların kendisinden çıkan kokuyu alamadıklarını fark eder ve kendini kaybeder. Kendisi için tek çıkar yol, başkalarına sanki insanmış izlenimi verecek kokular sürünmektir. Bunun için de kendisine bir yol bulur. (bilenler bilir bulduğu yolu ama bilmeyeneler için yazmıyım)
1. kategoride tavsiyelerine güvendiğim birinin önerdiği bir kitabı okumak gerekiyordu ben de Pinuccia'nın önerdiği Aldous Huxley'in yazdığı Cesur Yeni Dünya'yı okudum. Kitap İthaki Yatınları'ndan çıkmış ve 349 sayfa. Kitabı okumayı hep istiyordum ama sürekli almayı unutuyordum ve sonunda alıp okudum ki neden daha önce okumadım dedim çünkü Aldous Huxley yine harikalar yaratmış. Kitapta ütopik diyebileceğimiz farklı bir dünya var. İnsanlar zengin, hastalık yok, herkes eşit, vb. Ama bazı değerlerde yok edilmiş mesela aile gibi. Kitaptaki karakterlede aslında gerçek yaşamdaki kişileri temsil ediyorlar ki zaten verilen isimlerden de bunu anlayabilirsiniz. Örneğin Bernard Marx diye bir karakter var adını Karl Marx ve George Bernard Shaw'dan aldığını okuduğunuz zaman anlayabilirsiniz. Bilim-kurgu seviyorsanız okumanızı öneririm.
11. kategoride de Rus Edebiyatı'ndan bir kitap okumak gerekiyordu ben de yıllar önce bir sahaftan aldığım Nikolay Çernişevski'nin romanı Nasıl Yapmalı'yı seçtim. Bendeki kitap Kuzey Yayınlarından çıkmış ve 304sayfa. Bu 1.cildi şimdi 2. cildini de alıp okumak istiyorum. Cesur Yeni Dünya ile arka arkaya okudum ve ikisinde de ütopik bir hayat olduğu için aslında fazlasıyla etkilendim. Kitapta sosyalist kruluş sürecini de görebilirsiniz. Kitapta Çernişevki komün hayatı ve soyalizmi kitabın kahramanı olan Vera Pavlovna üzerinden okuyucuya anlatmaktadır. Rus edebiyatını sevelerdenseniz bu romanı da okumanızı öneririm.
Benim okuduğum kitaplar bunlardı toplamda 90 puan yapıyor ve 1578 sayfa okumuş oldum.
Kitaplarla geçireceğiniz güzel günler dilerim.
4 Mayıs 2014 Pazar
Ispanak Yatağında Beşamel Soslu Tavuk
Geçenlerde canım hem ıspanak hem de tavuk çekmişti ve de fırında yapılacak bir yemek yapmak istiyordum işte o an aklıma geldi bu tarif. Hem çok kolay yapılacak bir tarif hem de besleyici ve lezzetli.
Malzemeler;
Ispanak için;
1 demet ıspanak
1 adet kuru soğan
1 yemek kaşığı sıvıyağ
1 tutam tuz
Aslında ne kadar yapmak istiyorsanız ıspanağı o kadar almanız daha doğru olur, çok yapmak istiyorsanız kendinize göre alın.
Tavuk için;
300 gr tavuk göğsü
1 yemek kaşığı salça
1 tutam karabiber
1 tutam kırmızı biber
Beşamel sos için;
1 yemek kaşığı un
1/2 yemek kaşığı tereyağ
1.5 şu bardağı süt
1 tutam tuz
Öncelikle tencereye 1 yemek kaşığı sıvıyağı koyuyoruz ve yemeklik doğranmış kuru soğanları kavuruyoruz. Sonrasında üzerine ince ince kıyılmış ıspanakları koyuyoruz, tuzunu da ilave edip kavurmaya devam ediyoruz. Ispanaklar yumuşayınca ocağın altını kapatıyoruz.
Küp küp doğradığınız tavuk göğsünü tavaya koyun, rengi beyazlaşınca bir yemek kaşığı salçayı ekleyin ve karıştırın. Bıraktığı suyunu çekince ocağın altını kapatın.
Beşamel sosu hazırlamak için ise; tencereye tereyağını ve unu koyun. Yağı erimeye başlayınca yavaş yavaş sütü ekleyin. Tuzunu ekleyip karıştırmaya devam edin. Kıvamı koyulaşıp muhallebi gibi olunca ocağın altını kapatın.
Fırın kabına önce hazırladığını ıspanağı koyun ve iyice yayın, üzerine tavukları koyun en üzerine de beşamel sosu döküp 175 derece fırında 30 dakika pişirin ve yemeğimiz hazır. Son hali bu şekilde görülüyor.
Etiketler:
beşamel,
ıspanak,
tavuk,
Yemek,
yemek tarifi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










