19 Haziran 2013 Çarşamba

Hayaller gerçekleşmek için sözüne inanan o kıza noldu

Gazetecilik okudum ben ve bunu bir hayal için yaptım, o kızın çok güzel ve bence çok başarılı hayalleri vardı.  Hâlâ geç değil ama zaman geçiyor ve maalesef geç kalmış oluyor o hayalleri gerçekleştirmek için hem içinde en ufak bir umut da kalmadı artık.

Neydi o meşhur söz en çok istediğin şeyler hep umudunu yitirdiğinde olur muydu aman her neyse eğer öyleyse bugün veya yarın olması gerekiyor.

Her şey bir yana neredeyse hiçbir şeyden zevk alamıyorum ve sanıyorum aslında bir tatile ihtiyacım var veya bir tedaviye...

Evet aslında küçük kız hayaller gerçekleşmek için vardır bu senin lafın bunu unutma ve gerçekleştir bakalım o zaman, ama gerçekten ne pahasına olursa olsun gerçekleştir bu sefer, çünkü bu son şansın ve sana güveniyorum.

7 Haziran 2013 Cuma

Koş Duygu Koş...

Geç kalmamalıyım, burada işim bitince şuraya geçmeliyim, off koş Duygu koş, yetişmelisin...

Genç yaşlarda hata yapma lüksün daha fazla lafını bu aralar çok sık duyuyorum ama bana göre saçma ve gereksiz bir laf. Bu aralar çok fazla duyuyorum çünkü garip bir hızda ilerliyor hayatım ve insanlarla konuştukça yaşları daha büyük, daha çok şey yaşadıklarını düşündükleri için hep böyle diyorlar, merak etme diyorlar şimdi vakit bulamıyor, karar veremiyor olabilirsin ama hata yapa yapa öğreneceksin. Oysa ben hata yapa yapa öğrenmeyeceğim, çünkü ben 10 yaşından beri ne olmak istediğimi biliyorum, hatta 8 belki de.

Şu sıralar aileden uzakta yaşamanın sıkıntılarını çekiyorum çünkü para kazanmak zorunda olduğum için istemediğim yerlerde istemediğim işleri yapıyorum. Şu an çalıştığım yer için "burası sanıyorum daha öncekilere nazaran daha iyi, ee napalım alışırız derken, bu sabah ki maildeki uslup nedeniyle bir anda buradan da soğudum. Sonuç olarak istediğin işi yapamıyorsan bu şartların daha iyisini bulduğunda başka yere gitmek en doğrusu, o yüzden hopp yeniden iş arayışına başladım bugün itibariyle. Ama burada çok tatlı iki kedi var ve sadece onları özlerim bunu çok iyi biliyorum.

Hayalim hep spor servisinde muhabirlik yapmaktı, ilerde de program yapmayı çok istiyordum, ekran önü hep istediğim bir şeydi. Belki yine olur diyorum ama bakalım. Çocukluğumda aslında iki hayalim vardı, biri yönetmen olmak, biri gazeteci olmak şu an ikisinden de uzağım. Yönetmen yardımcılığı yapıyorum aslında ama işin garip yanı yönetmen yardımcısı mıyım, yönetmen miyim belli değil. Benim bu işi öğreniyor olmam lazımdı, yeri geldiğinde öğretiyor olmam değil. Aman yaa aslında gerçekten bu konuda bayağı dertliyim ama...

Bir yandan Türkiye için direniyorum bir yandan kendim için, yani bu sıralar benden bayağı iyi bir direnişçi çıktı, ee babamızın kızıyız ne de olsa.

22 Nisan 2013 Pazartesi

O Sıcaklık hiç gitmesin...


Hiç görmediği bir çocuğu hayatı pahasına doğurmayı kaç kadın göze alır, benim güzel annem bunu göze aldı ve beni doğurdu ama ben de ona beklediği sonu yaşatmadım ve beraber bugünlere geldik, gerçi çoğu insana beklediği sonları vermedim. Kimisi için mutlu son kimisi için mutsuz son yazdım ama bu yazının konusu bu değil, belki başka yazının olabilir.

Annem bana hamile olduğunu 3 ay boyunca bilmemiş, (kusma dahil hiçbir hamilelik belirtisi yokmuş çünkü) 3 ayın sonunda aşırı kanamadan hastaneye kaldırmışlar ve o gün çocuğunu yani beni düşürme tehlikesi atlattığını söylediklediklerinde aynı anda hamile olduğunu öğrenmiş ve şaşırmış haliyle. Sonra doktor açıklamış tehlikeli bir hamilelik gibi görünüyor, çocuğu yine de doğuracak mısınız? Eşime sormam gerekiyor demiş ve beraber benim doğmam gerektiğine karar vermişler. Annemin bana hamile olduğunu öğrendiği günden sonraki 3 aylık süreç çok zor geçmiş, bir yandan sürekli düşürme tehlikesi yaşıyor bir yandan doğum riskli, bir yandan da bu süreçte geçici şeker hastalığına yakalanmış. Bana geçirmemek için neler yapmış. Zorlu 3 ayı atlattıktan sonra ise doktor benim çok sağlıklı olduğumu ve büyük olasılıkla doğumun artık riskli olmadığını söylemiş. 9 ayın sonunda ise 1987 senesinin ağustos ayında dünyaya gelmişim.

Her kadın için annesi özeldir diye düşünüyorum ama benim için farklı. Hep güçlüydü, çalışmaktan hiç gocunmadı ve hiç yorulmadı, ablamla bizi okutmak için çok uğraştı. İstanbul'a gelmek istediğim zaman "sen yaz, ben hep senin yanındayım" diyen de benim canım annemdi. O günün üzerinden 6 yıldan uzun bir zaman geçti ve hep "ben doğru kararlar veririm, senin de iyi şeyler başaracağını biliyordum" der.

Hayatımdaki güzel adamla evlenmek istediğimi söylediğimde ummadığım bir tepkiyle karşılaştım ama bunu sonradan fark ettim. Annem bu hayatta neredeyse her şeyi hep tek başına yaptı benim de tek başıma yapmamı, tek başıma kalmamı istemiyordu ve o yüzden iyi düşünmemi istiyordu. "Ben sana bir şey yapamadım hep kendin yaptın, bundan sonra kolay bir hayatın olsun istiyorum" demişti, ve böyle bir cümleyi beklemiyordum, çünkü aslında her şeyi o yapmıştı bugün geldiğim noktada annemin emeği vardır ben sadece bana verilen olanakları iyi kullanmaya çalıştım. Bazen becerdim, bazen beceremedim. Kızların kaderi anneye derler, ama o ailede bir çok geleneği bozan benim bu geleneği de bozmamı istiyor, bu sefer kızların kaderi anneye benzemesin istiyor onu anladım.

Bunları yazıyorum çünkü canım annemin son zamanlarda canı sıkkın, yılların yorulmuşluğu yüzünden de olabilir diye düşünüyorum bugünlerde hasta ve yanında olamamaktan dolayı mutsuzum. "Ben buyum ve beni yaşamak zorundasın" diyen hayatı yaşamayı bazen sevemiyorum. İnsanları birbirinden ayırmasını, bedenin başka yerdeyken aklının başka yerde olması durumunu sevemiyorum. İnsanları özlemek bazen can sıkıcı olabiliyor ve maalesef bütün sevdiklerin bir arada olamıyor ve zamanında bazılarının yanlarında olamıyorsun ve daha da acı veriyor bu durum. Bu ise aslında hayatın taa kendisi... Anneler hiç hasta olmasın istiyorum. Ya da yanlarında olmalı ve elimizden geleni yapabilmeliyiz. Biz hasta olduğumuzda onlar nasıl yanıbaşımızda olabiliyorlarsa biz de olabilmeliyiz...

7 Ocak 2013 Pazartesi

kapıları kapat maziyle barış ve kapıların ardına sakla geçmişi

Ankara'dan ayrıldığım günden beri her gittiğimde ya evdeydim ya da arkadaşlarla buluştum hiç tek başıma kalmadım ama bu sefer tek başıma kalmaya gidiyorum. Yıllardır o günden beri gitmediğim bir mezarlık var ve bu sefer önce Ankara'nın sevdiğim sokaklarını gezip sonra mazimle barışmaya gideceğim. Vakti geldi de geçiyor... Aklıma hep güzel anılar geliyor ve sonra diyorum ne çok hatıra bırakmış bana ve bunun hakkını vermem lazım. Tam oldu, sonunda aynı şehirdeyiz dediğim anda kaybettim ben onu ve sonra birini sevmedim. Sevmeyi de unutmuştum aslında 4 yıl 3 ay sonra yıllar önce kaybettiğim diğer yanım beni bulana kadar.

Geçmişi kapının ardına kapatmaya maziyle barışmaya gitmeli çok geç olmadan ve aslında herkesi affetmek lazım, her ne olduysa oldu diyerek geride bırakmak...

20 Aralık 2012 Perşembe

Beyaz kağıda üç beş cümle ve yeniden hayata!

Hayatımda ikinci kez aynı yerden istifa ediyorum ama ilk defa mutsuz olduğum için bir yerden ayrılıyorum. Daha öncekiler ya proje bittiği için bitmişti ya da başka yerlere gitmek için ayrılmıştım. Bu sefer ise gerçekten yapmak istediğim iş için mücadele etmeye gidiyorum. Süreç belki yorucu olacak ama yapmam gereken şey bu. Bazı yollar dönüp dolaşıp aynı yere çıkar benimkisi de böyle bir durum. Olmadı diye üzülmezsin, çaba harcamadım diye üzülürsün ve bunu yapmayacağım. Yenilmeyeceğim çünkü vazgeçmeyeceğim.

5 Aralık 2012 Çarşamba

ip koparsa ince çizgiyi geçmemeliyim

Doğumum kolay olmuş, tabii hatırlamıyorum, nasıl hatırlıyım ki zaten güvenli bir yerden garip bir yere gelmenin şaşkınlığı vardı üzerimde. Neyse işte kolay doğmuşum ama doğana kadar olan sürecim hiç kolay değilmiş, (gerçi annem hamile olduğunu 3. ayında öğrenmiş ve oraya kadar kolaydı da sanıyorum. Zaten hayatımda da hep belli bir dönem rahat oldu. Sonrası ise hep zor kararlar, vazgeçişler, ayrılmak zorunda kalmalar ve yıkılmalar. Belki de verdiğim bütün kararlar yanlıştı. Okuduğum üniversite ve bölüm başta olmak üzere. Belki de gidip öğretmenlik okumalıydım ve kolay hayatı seçmeliydim, tamam o da kolay değil ama en azından ne olacağım belli sonunda. Şimdiyse ne olacağım ne yapacağım nereye gideceğim hiç belli değil. Hele de anne olmak isterken. Hiçbir işe yaramıyor gibi hissediyorum, kendi hayatıma bile kararlar veremiyorken, kendi hayatıma bile yön veremiyorken, kızıma veya oğluma nasıl yardımcı olabilirim ki?

Ben birgün kızıma her şeyini kendin yaptın, ben bir şey yapamadım demek istemiyorum, o tek başına kalsın istemiyorum ve artık tek başıma mücadele edip, yorulmak, yıkılmak, ayrılmak zorunda kalmak, istediğim şeylerden vazgeçmek istemiyorum.

Kış olsa ama hep güneşli olsa istiyorum hayatım...

12 Kasım 2012 Pazartesi

Vazgeçmek ve kalmak arası...



Hayatımda bir kez gittim ben ama vazgeçmedim, kalarak da gitmedim ama, gerçekten gittim. Biliyorum cümleler fazla klişe oldu ama bu aşk ve o adam klişe değildi, galiba öyle olmayınca anlatılan cümleler klişe oluyor, bilemiyorum.

Neyse ben özledim seni, bu sefer arkadaşım olan seni değil, sevgilim olan seni özledim. Üzgünüm ama oldu. Üzerime yük bindirmeni değil, üzerimdeki yükü almanı özledim. Beni dinlemeni özledim, konuşmasam bile, konuşturmak için diretmemeni özledim, ve tüm bunları yaparken terslensen bile yanımda olmanı özledim, çünkü ben de aynısını yaptım hep. Ne çok sessiz gecemiz oldu, hiç konuşmadığımız, sabahladığımız ne çok gecemiz. Konuşmadın hiç ve konuşturmaya da çalışmadım. Sen anlattın ben dinledim aslında hep, bazen de ben anlattım sen dinledin, konuşmadan.

Neden gittin ki adam, beni bırakıp nerelere gittin ki... Yokluğunda zor birçok şey ama en zoru bazen bir şarkıyla ya da bir olayla aklıma gelen anılar yüzümde gülümseme yarattığında onu karşıdaki kişiye anlatamamak, o anı içinde yaşamak zorunda kalmak.

Yokluğunun acısı geçmiyor, dinmiyor, kaç gün geçti, hâlâ en derinde duruyor. Bağıra bağıra ağlamak istiyorum hergün, zamanında yapmadığım için. Biri çıksın ve beni anlasın istiyorum artık ama biliyorum kimse anlamayacak. Ben yine içime akıtacağım gözyaşlarımı, çünkü insanlar için birini kaybetmek çok kolay ve o yüzden anlayamıyorlar nedenini.

Olsan da günışığım desen, olsan da göz göze geldiğimiz de o gün kar yağıyordu desek, olsan da beraber film izleyip, beğenmediklerimize sil bunu diyip, beğendiklerimiz üzerine saatlerce konuşup hatta biz çekseydik nasıl çekerdik diye tartışsak. Olsan da mevsim yine kış olsa ama her daim güneşli olsa...